Bilge'nin Evi
Saturday, Aralık 9, 2006
-
pamuk köpek
İyi huylu, çok zeki, cesur, neşeli, duyarlı, eğitilebilir. Bu cins Fransa’da caniche (kaniş) olarak bilinir. Bu isim canard’dan (ördek) gelmektedir. Çünkü poodle geçmişte avı bataklıktan alıp getirme özelliğine sahipti. Bu yetenek ona atası barbetten geçmiştir. Cazip kişiliği, güzelliği ve zekası sayesinde kısa süre içinde insana eşlik eden köpeklerin safına katılmıştır.İşitme duyusu ve yön bulma duyusu mükemmeldir. Söylenen sözleri öteki köpeklere kıyasla daha kolay anlayabilir. Yıkanırken ve tüyleri kırpılırken sabırlıdır. Çocuklarla oynamayı sever. Çok sıkı bir eğitime gelemez.Kökeni hakkında çeşitli görüşler vardır. Fransa’da mı, Almanya’da mı, Danimarka’da mı, yoksa eski Piedmont’da mı geliştirildi. Nerede geliştirilmiş olursa olsun, günümüzde soyu neredeyse tükenmiş olan Fransız su köpeği ile barbet cinsinden türetilmiştir.
|
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Saturday, Aralık 9, 2006
-
tüy yumağı
|
|
|
19. yüzyılın ortasında İngiliz tüccarlar tarafından İngiltere’ye getirilmiştir. Yüksekliği 48.4-50 cm, ağırlığı 24-27 kg'dır. Başı iri, kafatası düzdür. Kalın bir tüy tabakası vardır. Boyun tüylerinin bolluğu ona bir aslan görünümü verir. Renkleri sarımsı kahve, kızıl, krem, mavi, siyah, gümüş, gri ya da nadiren beyaz olur. Daima tek renklidir. Sakin ve vurdumduymaz bir mizacı vardır. Sahibine karşı çok sadık, nazik, temiz ve sabırlıdır. Tasma ve kayış takılmasından pek hoşlanmaz.Sakin insanlara uyum sağlayan bu tür, özellikle sıcak aylarda sık sık yıkanmalı ve tüyleri fırçalanıp taranmalıdır. Tam bir aile köpeğidir.Resme göre sizcede bu köpeğin baya tüyü yok mu? |
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Ekim 23, 2006
-
amerikan savaşçısı olan pitbul

Bu savaşçı köpek 19. yüzyılda İngiltere'nin Staffordshire bölgesinde Bulldog ile çeşitli terrierlerin çiftleştirilmesiyle elde edilmiştir. ABD'ne getirilen bu cins burada onun ağırlığını arttıran ve başının daha güçlü hale gelmesini sağlayan Amerikalı yetiştiriciler tarafından mükemmelleştirilmiş ve şu anki durumunu almıştır.Erkekler 44-46 cm, dişiler ise 40-42 cm yüksekliktedir. Ağırlıkları 17-20 kg kadardır. Güçlü, kaslı bir gövdesi vardır; aynı zamanda çok çeviktir. Kısa kuyrukludur; yatay duruşlu kalın, kısa, parlak tüyleri vardır. Her renk olabilir. Ancak erkeklerin %80'i beyazdır. Amerikan Köpek Kulübü tarafından American Staffordshira, İngiliz Köpek Kulübü tarafından ise Amerikan Pitbull Terrier olarak 2 grup olarak sınıflandırılmışlardır.Mülk bekçisi olarak çok iyi sonuç vermiştir. İnsana eşlik eden köpek olarak da değerlidir. Sonuçta herşey pitbullunuzu nasıl eğittiğinize bağlıdır. |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Ekim 23, 2006
-
dişleri çok keskin

Köpekbalıklarının, öyle mükemmel bir yaratılışları vardır ki, sudaki tüm titreşimleri ve kokuları, suyun ısısındaki değişimleri, tuzluluk oranını ve özellikle de hareket halindeki hayvanların yol açtığı elektrik alanındaki en küçük değişiklikleri bile hissedebilirler.Peki ama nasıl?
Canlılar ısı dışında elektrikte yayarlar. Tüm canlılar gibi bizde elektrik yayarız. Her düşüncemiz, her küçük hareketimiz minik akımlardan oluşan elektrik fırtınalarına neden olur. Karada yaşayan bir canlının bu akımları hissetmesi zordur çünkü hava bir yalıtkan görevi görür. Ancak suyun içerisinde durum farklıdır elektrik doğal bir iletken olan suyun içerisine akar. Dolayısı ile bu elektriği hissedebilen bir canlı son derce gelişmiş bir duyuya sahip olmuş olur.
Vücuttan yayılan elektriği hisse- debilirler. Köpek balıklarının vücutlarında, içi jöle dolu çok sayıda oluk mevcuttur. Bu oluklar sıklıkla köpekbalığının kafasında yerleştirilmiş olmasına karşın, balığın tüm vücudu boyunca da dağılmıştır. Lorenzini ampülü olarak adlandırılan bu yapılar mükemmel birer elektrik algılayıcılarıdır. Köpek balıkları ve vatozlar bu algılayıcılarını kullanarak avlarını bulurlar. Algılayıcılar o kadar hassastırlar ki bir voltun 20 milyarda biri büyüklüğünde akımları hissedebilirler. Bu birbirinden 3000 kilometre uzaklıkta duran iki adet 1.5 voltluk kalem pil arasındaki voltajı hissetmeye benzetilebilir. İnsan vücudunun elektrik akımlarına nasıl tepki verirler peki? Biz yüzerken derimiz büyük bir izolasyon bandı görevi görür ve vücudumuzdaki elektrik akımının büyük bir kısmının sızmasını engeller. Ancak vücudun dış dünyaya açıldığı her noktadan 1/10.000.000 ve 1/100.000.000 volt büyüklüklerinde alanlar yaratarak dışarıya akar.
Ancak bu elektrik alanı o kadar hızlı dağılır ki köpekbalığının bunları hissedebilmesi için 1 metreden daha yakın olması gerekmektedir. Ancak eğer yaralanacak olursak, izolasyon bandı olan derideki zedelenme elektriğin suya akmasına izin verir ve köpek balığının avın yerini tam olarak belirlemesini sağlar .Dikkat okyonusa giderseniz gemiden asla sarkmayın.Sarkarsanız... |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Ekim 23, 2006
-
işte Allah'ın sonsuz kudretinin ispatı

Monark kelebekleri, sonbahar döneminde gerçekleştirdikleri hayranlık uyandırıcı göçle bilinirler. Milyonlarca kelebek sonbaharla birlikte tam 3.200 kilometrelik yolculuk için havalanmaya hazırdırlar. Göç, çok ilginç bir biçimde, tam sonbaharda gecenin gündüze eşitlendiği gecede başlar. Kanada'dan havalanan bu dev kelebek bulutunun hedefi Meksika'dır. Bu ülkeler arası yolculukta izlenen rota son derece hassas ayarlanmıştır: Kelebekler Meksika'da her defasında hep aynı dağların yamaçlarını bulur ve kışı buradaki volkanik kayalarla kaplı arazide geçirirler. Burada Aralık'tan Mart'a kadar 4 ay boyunca hiçbir şey yemezler. Yaşamlarını vücutlarındaki yağ stoklarıyla sürdürürken, yalnızca su içerler. İlkbaharda açmaya başlayan çiçekler Monarklar için önemlidir. 4 aylık bir bekleyişten sonra ilk defa kendilerine bir bal özü ziyafeti çekerler. Mart sonunda yola koyulmadan önce çiftleşirler. Tam gece ile gündüzün eşitlendiği gün koloni tekrar geldiği yere dönmek üzere, kuzeye uçmaya başlar.
Bu durum bilim adamları için büyük bir merak konusudur. Kelebek gibi küçük bir canlı nasıl olup da 3200 kilometre gibi uzun bir mesafeyi havada katedebilmekte, milyarlarca defa kanat çırptığı bu yolculuk için enerji depolayabilmektedir? Dahası, milyonlarca kelebek nasıl olup da aynı anda bu kararı vermektedir? Bilim adamları için asıl bilmeceyi ise kelebek nesilleri hakkında bilinenler oluşturuyor.
Bir senede dört ya da beş nesil monark kelebeği yaşar. Sonbahar göçünü bu nesillerden sadece bir tanesi gerçekleştirir. Bu neslin ömrü diğerlerininkinden çok daha uzundur. Diğer nesiller ortalama 6 hafta yaşadıkları halde göçeden nesil 6 ay kadar yaşayabilir. Böylece göçeden nesiller her sene yenilenmiş olur. Bir diğer deyişle, göçe hazırlanan nesil bu yolculuğa ilk kez çıkmakta, 3200 kilometre uzaktaki bölge, ya da geçilecek yollar hakkında 'hiçbirşey' bilmemektedir. Bir göç nesli, bir önceki sene göç neslin, torunlarının torunlarıdır. Bu kelebekler nasıl olup da hiçbir bilgileri, haritaları ve yön belirleme pusulaları olmadan bu 'bilinmeyen' yolculuğu başarabilmektedirler?
Güneşe Doğru Ayarlanan Bir Pusula mı?
Bilim adamları arasındaki yaygın düşünce, monark kelebeklerinin bu isabet yeteneğinin güneşin gökyüzündeki konumunun izlenmesine bağlı olduğu yönündeydi. Ancak aynı bilim adamları, güneşin gökyüzünde sürekli hareket ediyor olmasının bu varsayım için önemli bir sorun oluşturduğunun hep farkında oldular. Bu sorunu ABD'deki Massachusetts Üniversitesi Tıp Okulu araştırmacılarından Lincoln Brower şöyle ifade ediyor:
"Eğer güneydoğu yönünde Meksika'ya gitmek istiyorsanız, gün doğarken güneşe göre açıyı hesaplarsınız. Bununla ilgili sorun ise, güneydoğuya doğru yönünüzle güneş arasındaki açı farkının, güneş gökyüzünde hareket ettikçe değişmesidir".
Brower ve arkadaşları, kelebeğin bu sürekli hesaplamayı nasıl başarabiliyor olabileceği sorusuna cevap vermek için bir dizi deney gerçekleştirdiler. Sonuçları ABD'nin ünlü araştırma dergisi Science'ın geçtiğimiz ayki bir sayısında yayınlanan deneylerinde, kelebeğin bu hesaplamalarında 'içsel saatin' oynadığı rolü ortaya çıkardılar.
Biyolojik saat adıyla da bilinen bu içsel saatler, canlıların genlerinde 24 saatte bir tekrarlanan ritimler sayesinde uyku ve uyanıklık hallerindeki gibi fizyolojik etkinlik seviyelerini düzenlemede rol oynuyor. Bu saatlerin hayret verici bir özelliği ise ortamdaki ışık seviyesine göre ritimlerin ayarlanması. Işıkları açık bir odada uyumakta zorlanmamızın nedeni de bu ayarlama.
Bilim adamları, kelebeklerin yolu üzerindeki ABD'nin, sonbahar mevsiminin ışık şiddetini gece ve gündüze göre taklit edebilen bir laboratuvar ortamı hazırladılar. Bu ortamda bir süre tutulan kelebekler daha sonra açık havadaki uçuş simülatörüne (kelebek uçuşunun yapay olarak gözlemlenebilmesini mümkün kılan camekanla kaplı cihaz) yerleştirildi.
Kelebekler daha sonra cihaza ince metal bir telle bağlandı. Böylece kelebekler ancak ileri-geri ve sağa-sola hareket edebilecek şekilde sabitlenmiş oldular. Kelebeklere uçtukları izlenimini vermek için cihazın zemininden kelebeklerin altına doğru hafif bir de hava akımı yönlendirildi.
Bu ayarlamalar sonunda görüldü ki, sonbahar günlerini taklit eden laboratuvar ortamında bir süre kalmış olan bu kelebekler sanki Meksika yönüne gidiyormuş gibi güneydoğuya yöneldiler. Bu yönelme, kelebeğin, sonbahar ışık şiddetinde güneydoğuya doğru gidecek şekilde 'programlandığını' ortaya koyuyor.
İçsel saatin rolünü ortaya çıkaran bu araştırmayı yorumlayan Kansas Üniversitesi böcek bilimcilerinden Orley Taylor, "Bu araştırma, monark göçünü anlamamızda gerekli çok sayıda araştırmadan sadece bir tanesi" diyor. |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Ekim 23, 2006
-
taş yiyen papağanlar

Bitkiler için zehirli tohumlarının olması etkili bir korunma yöntemidir. Tropikal Amerika'da yaşayan bir çeşit papağan türü olan Macaw'lar zehirli tohumlar ile beslenme konusunda uzmandırlar.
Bu kuşlar, besleyici değeri yüksek olan bu tohumları yedikten hemen sonra bellli bir bölgedeki kayalıklara doğru uçarlar. Oraya vardıklarında ise burada bulunan bazı killi kaya parçalarını kemirip yutarlar. Bu killi kaya parçaları tohumların içindeki zehiri emer. Böylece kuşlar bu besini mide ağrıları çekmeden sindirebilirler.
Bu hayvan tohumun zehirleyici etkisini teşhis edebilecek kadar tıp bilgisine sahip olabilir mi? Zehiri etkisiz kılacak bir maddenin olduğunu bilerek, bu maddeyi tespit edebilecek kadar
eczacılık ve kimya bilimine vakıf olabilir mi? Şüphesiz hayır!. İnsanların bile uzun süren bir uzmanlık eğitiminden sonra ulaştığı bilgilere, papağanın evrimcilerin ileri sürdüğü tesadüfi yöntemlerle ulaşması da imkansızdır.
Akıla sahip olmayan bir kuşun, uzun kimyasal tahlil ve incelemeler sonucu bunu keşfettiği elbette söylenemez. Bunu ona ancak her şeyi kusursuz olarak yaratan ve her şeyi bilen Allah öğretmiştir.
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Ekim 23, 2006
-
çok muazzam

Biliyormuydunuz?Kuş yavruları doğduklarında tüysüz olurlar ve pek hareket edemedikleri için kaslarını çalıştıramazlar ve bu yüzden yavruların donmaması için soğuktan izole edilmiş bir yuvalara ihtiyaçları vardır. Özellikle "örgü yuvalar" yapıları itibariyle bu sıcaklığı yavrulara sağlayabilirler. Fakat bu tip yuvaların yapımı ise detaylı ve zordur. Dişi kuş yuvayı uzun bir sürede büyük bir itinayla örerek oluştur.
Hindistan terzi kuşunun gagası bir dikiş iğnesi gibidir. İplik olarak kullanmak üzere örümcek ağından ipek, tohumlardan pamuk ve ağaç kabuklarından da lif elde eder. Halen bir ağaca bağlı olup gelişmekte olan yaprakları seçer ve kenarları üstüste gelecek şekilde bu yaprakları çekerek şekle sokar. Bunun ardından sivri gagasıyla her bir yaprağın kenarına bir delik açar. Topladığı örümcek ağı veya bitki liflerini bir terzinin iğne iplik kullanması gibi gagasıyla deliklerden geçirir ve düşmelerini engellemek için her ilmiği düğümler. Aynı işlemi diğer uçta da yaparak iki yaprağı birbirine ''dikmiş'' olur.
Terzi kuşu bir çift yaprağı ya da tek bir yaprağı kendi etrafında döndürmek için yarım düzine kadar düğüm atar. Daha sonra kuş bu keseyi çimlerle doldurup döşer. Ayrıca bu yapraklarla kaplı kesenin içinde, dişisinin yumurtalarını koyacağı gizli bir yuva daha diker. Böylece konforlu yuvalar oluştururlar.
Bir kuşun böylesine bir hünere sahip olması ve soğuk ve sıcaktan en iyi yalıtım olan örme sistemini bilmesi elbette Evrim Teorisiyle açıklanaz. Bunu ona ancak her şeyi kusursuz olarak yaratan ve her şeyi bilen Allah öğretmiştir.Acaba bende yırtılan pantolonumu onlara götürsem dikerlermi. |
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Nisan 5, 2006
-
Pazartesi, Aralık 5, 2005
-
özellikleri

Size, bugün pek çok kişinin bilmediği ya da farkında olmadığı bu kuralları bilen kelebekler olduğu söylense buna ne kadar inanırsınız? Kelebek yeterince ısınıp vücut ısısı 40 dereceye çıktığında kendi ekseni etrafında 90o döner. Böylece güneş ışınlarını yatay alır hale gelir. Bu durumda güneş ışınlarının ısıtıcı etkisi en aza indirildiğinden kelebeğin vücut ısısı düşmeğe başlar.. |
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Ekim 26, 2005
-
Tam bir av köpeği

Labrador'dan İngiltere'ye getirilip orada başka cinslerle çiftleştirilerek av köpeği olarak yetiştirilmiştir. Ev köpeği olarak da kullanılır ve bu iş için çok uygun olarak yaratılmıştır.Koku alma duyusu olağan üstüdür. Hızlı bir koşucu ve iyi bir yüzücüdür. Sudan en ağır şeyleri çıkarabilme özelliğine sayiptir. Özürlülere, görmezlere çok iyi refakat edeceğinden emin olun . Çocuklarla iyi anlaşır .Rengi Siyah veya sarımsı, kahve omuz yüksekliği ise 55-60 cm ağırlığıda 25-30 kg arasında değişir. |
Yorum (
4
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|